17 Eylül 2017 Pazar

Kont'la Leydi'nin Buluşmaları





Sağ olsunlar,  oğullarım Fuat ve Ahmet her gün sabah akşam telefon ederler bana.

Hal hatır sorarız.

Ben çoluk çocuktan başka ineklerden, koyun ve keçilerden, tavuk ve hindilerden, kedilerden ve köpeklerden de sual ederim.

Sağolsun, Fuat hayvanlarını öyle güzel anlatır ki ben de görmüş gibi duymuş gibi olurum.  Fuat’ın duygularını aynen yaşamış gibi olurum.  Sevinirim, üzülürüm, halden hale girerim.

17 Eylül sabahındaki telefon konuşması beni fazlasıyla etkiledi.

Fuat Kont’un geldiğini söyledi. Kontla Ley’dinin buluşma anlarını anlattı. Öyle anlattı ki... Duygulanmamak, etkilenmemek mümkün değil.

İki yavru köpek almştı Fuat. Kangal cinsi olan bu yavrulardan erkek olanına Kont, dişi olanına Leydi adını verdiler. Tüm aile bireyleri sevdi bu yavruları. Tabii yavrular da aile bireylerini. Sevmenin ötesinde birbirlerinin dilinden de iyice anlar oldular.

İlkin Leydiydi önder. Ama çok sürmedi bu, Kont birkaç ay sonra önderli ele aldı. Leydi, nedense Kont’un yanında zayıf kaldı. Fuat bu yüzden kulübelerini ayırdı. Bir vesileyle yazmıştım “Kont’un kurtarma operasyonu”nu:

“Leydi biraz keyifsiz. Anlamıştım zaten ziyaretimde kayıtsız kalmıştı bana. Fuat onu içeride bıraktı. Kont, önce alttan tünel kazmaya çalıştı. Tüneli kapattı Fuat. Sonra bilmem ne yaptı. Bilmem dememin sebebi Fuat’ın dediğini unutmuş olmamdır. En sonunda da tahtayı çekip kopardı ve leydi’sini kurtardı. Fuat kızdı; ama ben, bravo dedim, maşallah dedim.”

Kontla Leydi  tüm aile bireyleri sever; ama torunum Sabahattin’i daha farklı severler. Sabahattin işten gelince boynuna atılırlar, sarmaş dolaş olurlardı.

Son derece sakin ve akıllı olan, çocuklara ve kadınlara karşı yumuşak olan bu Kangalların dışarıda bazı kişilere ve sokak köpeklerine karşı oldukça çok agresifleşti ki komşular da rahatsız olmaya başladı. Bu yavrular önce kendi kulübelerinin, biraz büyüyünce Fuat’ın evinin ve bahçesinin, daha da büyüyünce mahallenin bekçileri oldular. Özellikle Kont öylesine havlıyordu ki... Bazen de ne yapıp edip dışarı çıkıyor ve mahalleyi sokak köpeklerinden temizliyordu.

Fuat ikilemde kaldı. Kont sevgisi veya komşu hatırı. Sonra orta bir yol buldu. Yukarı mahallede, Kont’a çok iyi bakabilecek bir arkadaşına verdi Kont’u.

Kont’un, mekânından, Leydi’sinden ayrılması çok garip oldu. Kont bir taraftan, Leydi bir taraftan havlayıp durdular. Bu havlayışları tercüme edemiyorsak da ayrılığın acısını hissediyoruz. Fuat, Kont’u yeni kulübesine yerleştirdi. Arkadaşına Kont’un özelliklerini, nasıl bakılacağını, nasıl besleneceğini iyice anlattıktan sonra Kont’a da tavsiyelerde bulundu ve onunla vedalaştı. Vedalaşmak zor, çok zordur. Anlatılması ise daha zordur.

İlk günler Kont’un sesi geliyordu ta uzaklardan. Sonra sesler kesildi. Daha sonra ise kendi geldi...

Bu sabah.

Evet, bu sabah. Sabahattin garip ve farklı bir duygu ile kalktı. Doğru Leydi’nin Kulübesine gitti.

Ne görsün,  Kont da Kulübenin önünde. Sabahattin Kulübenin kapısını açıyor. Kontla Leydi’nin buluşmaları filimlere konu olacak cinsten. Sevinç,  sevinç bu kadar olur.

Kont’un boynunda tasması. Belli ki kaçmış.

Kont sırıl sıklam. Belli ki dereden geçmiş.

Ormanlardan aşağı inmiş, dereden geçmiş, yokuş tırmanmış...  Ama zahmetlere değmiş Leydisine, kulübesine kavuşmuş Kont.

Kont Sabahattin’e çok çok yakın; ama Fuat’a biraz sitemli bakıyor. Fuat Ona, “Seninle vedalaşmıştık.” diyor. Leydi sevincik olmuş gibi. Fuat, “ayıp ayıp “diyor. “Bu kadar da belli etme sevincini”diye ekliyor.

Fuat, köpekleri gözlerinden okuyor, başlarını eğmelerinden okuyor, değişik tonlarda havlamalarından okuyor. Kısaca onlarla konuşuyor adeta.

Ben her Fuatlara gidişlerimde, mutlaka Kont ve Leydi ile görüşürdüm; ama bir türlü onları okumayı öğrenemedim.  Böyle bölük pörçük yazmam bundan olsa gerek.

Keşke Fuat yazsaydı, Kontla Leydi’sinin aşklarını. Ayrılıp buluşmalarını...

( ... )

Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul










***************